BLOG

Sivil Toplum Kuruluşları’nın fonksiyonlarının toplum için çok kıymetli olduğunu düşünüyorum. Etkin STK’ların, memleketin daha iyi bir yer olabilmesi için zannedilenden çok daha fazla etkisi olduğuna inanıyorum. STK’ların idarecileri yönlendirip doğru işler yapabilmelerine zorlama, idarecilere bir işi yaparken 2 kere düşünmelerine sebep olabilecek kadar güçlü potansiyele sahip olduklarını düşünüyorum. Ancak istisnai dernekler/vakıflar harici çok temel bir sıkıntı var. Bütçesizlik… İşin doğası gereği STK’lar sürekli olarak bir bütçe problemiyle karşı karşıya kalmaktalar. Üye aidatları, çeşitli kurum proleri vb. imkanlar mevcut ancak; bu gelirler temel, anlık sıkıntılara çözüm üretemiyor. STK’lar çeşitli projeler yapıp gelir elde edebilmektedirler ama sadece projeyle ilgili harcamalara destek alabilmektedirler. Üye aidatları durumu çoğu STK için pek iç açıcı değil. Bu durumda temel masraflar için doğal olarak, özellikle belediyelere* başvurup çeşitli harcamalarını karşılatma yoluna gitmek zorunda kalıyorlar. Aksi halde ya çok limitli faaliyetler yapacaklar ya da yapmayacaklar. Hal böyle olunca STK’lar kendi destekledikleri/oy verdikleri siyasi iradeye bile “Ben seni destekliyorum, gelecek seçimde gene sana oy vermeyi düşünüyorum ama bu konuda yanlış yapıyorsun” diyemiyorlar. Bunu diyemeyince yukarıda bahsettiğim etkiler oluşamıyor. İdareciler de nasıl olsa karşı çıkan yok deyip yollarına devam ediyorlar.** STK’ların temel olarak bir çok konuda kendi göbeklerini kendilerinin kesebilmeleri gerekiyor. Sivil toplumun devleti daha iyi işler yapabilmeleri için zorlaması gerekiyor. Ancak en temel ihtiyaçlarını bile karşıladıkları bir belediyeye karşı dik bir şekilde Kral Çıplak diyememekteler. Bu konuda benim bir fikrim var. Her STK istisnasız sahip olduğu her üye için devletten sabit olarak ciddi bir destek alsın. Gerekirse bu ekstra vergi olarak herhangi bir harcamaya eklenebilir, nasıl olsa su, elektrik, doğalgaz vb faturalara ne işe yaradığını bilmediğimiz bilumum ilaveler yapılabiliyor, bunun da bir yolu bulunabilir. Tüm vatandaşların TC Kimlik numarası var, her vatandaşın en fazla 1 veya 2 STK’ya bağışlı üye olabileceği bir sistem kurulur, STK yönetimleri üye listelerini 6 aylık veya 1 senelik periyotlarla ilgili kurumlarla paylaşır ve gerekli ödemeyi alabilirler. Bu kaynaklarla ilgili gerekirse denetimler yapılabilir, harcanan paralar denetlenebilir. Bu temel gelir üzerine, proje hazırlayıp ekstra gelir edebilir ya da farklı sponsorluk anlaşmalarına gidebilirler ancak bu işler yapılırken STK’ların yandaş bile olsalar “Hür Yandaş” kalabilmeleri çok önemli.*** Notlar: *STK’lar yasal olarak belediyelerden destek alabilir, bu konu yasadışı değil. **Elbette idarecileri yönlendirmek sadece STK’ların görevi değil ancak konunun özünden uzaklaşmamak için diğer etkenlere değinmedim. ***STK’ların yukarıda belirttiğim ödenek harici ulaşım, konalama, yemek veya dernek binası gibi konularda da devlet destekli projeden bağımsız destekler alabilmeleri kendi göbeklerini kendilerinin kesebilmesini sağlayacaktır ancak gene konunun özünden uzaklaşmamak için yukarıda bu konulara değinmedim....

İnsan beyninin görsel algısı, metin algısına göre çok daha fazla gelişmiştir. Bilinçaltımız algıladığı basit bir görselden çok derin anlamlar çıkartabilir. Bu algılar, üzerine ciddi bütçeler harcanan “nerömarketing” çalışmalarının da temelini oluşturmuştur. Reklamcılar ve tasarımcılar görsel iletişimin yazılı iletişime üstünlüğünü zaten uzun zaman önce keşfettiler, doğru marka algısı için ihtiyaca uygun görsel oluşturma çalışmalarını yapıyorlar. Bu disiplin özelikle logo tasarımlarının ayrılmaz bir parçası haline geldi. Renk ve Şeklin Önemi Logo bir kurumun, varoşsal niteliğini, eşsiz satış önermesi (UPS; Unique selling proposition) ve şirket değerlerinin damıtılmış hali olmak zorundadır. Logo, cam bir vitrinde büyük güvenlik önlemleriyle sergilenen değerli bir taş gibi, websitelerinde, kurumsal dökümanlarda, ambalaj veya posterlerde - hatta kimi zaman da yazısız- sergilenir, ait olduğu kurumu temsil eder. Her yeni logo tasarımı hayatın tasarımcıya doğru şekil, renk ve mesajı bulması için meydan okumasıdır aslında. Tasarımcı her şeferinde bu problemi çözmek zorundadır. Başarılı bir logo tasarımı için doğru renk, şekil ve tipografinin başarılı bir şekilde damıtılmasıyla birlikle; müşterinin iletmek istediği mesajı bilmek, anlamak ve bu mesajları logoya üflemek te bir o kadar önemlidir. Aşağıda temel olarak, logo tasarımında kullanılan renk ve şekillerin verdikleri subliminal mesajları anlatmaya çalıştık: Markanız için toplumsal ve birleştirici bir mesaj vermek istiyorsanız daire, elips veya oval şekiller kullanmalısınız. Daire ve halkalar insanlara birlik, dostluk vb. mesajları telkin eder, bununla beraber logoda kullanılan kıvrımlar kadınsı bir etki de sağlamaktadır. Erkeksi, eril mesajlar vermek istiyorsanız keskin köşeler, noktalar kullanmalısınız. Kare veya üçgen benzeri formlar ise süreklilik, güç, verimlilik ve profesyonelliği temsil eder. Üçgen benzeri formlar aynı zamanda özellikle geleneksel anlayışta bilim, din ve hukuk gibi değerlere gönderme yapmaktadır. Yatay çizgiler sakinlik, huzur kavramlarına giderme yaparken, dikey çizgiler ise güç ve rekabetçiliğe gönderme yapmaktadır. Logoda kırmızı kullanmak tutku, tehlike ve rekabetçiliğe gönderme yapmaktadır. Farklı tonlarda kullanılan kırmızı renk ise sıcaklık, tutku gibi değerlere gönderme yapmakla beraber iştahı açıcı renk olarak da bilinmektedir. Gençlik ve inovasyon değerlerine vurgu yapmak isteyen şirketlerin tercihi ise turuncu renk olmalıdır. Eğlence ve esneklik gibi değerlere de göre yapmaktadır. Sarı renk ise sıcaklığı ve arkadaşlığı temsil etmekle birlikte, korkaklığı da temsil edebilir. Bu yüzden logoda sarı renk kullanımda çok dikkatli olmak gerekmektedir. Geri dönüşüm, çevreci ve doğal ürün vurgusu yapmak için yeşil en doğru tercihtir. Mavi ve gri renkler profesyonellik, uzmanlık, başarı ve dürüstlük değerlerini temsil eder. Bu göndermelerden dolayı finans ve devlet kurumlarında yoğun olarak kullanılmaktadır. Mor elitlik, din ve tutku’nun ortak mesajı olarak kullanılır. Logonuza siyah veya beyaz kullanımı genellikle mevcut logonun bir fon üzerinde kullanımında rastlanır ve bağımsız bir renk olarak kullanımı risklidir, usta bir el üzerinde kullanılan siyah& beyaz logo ise elitliği temsil eder. Kahverengi maskülen ve dışa dönüklüğü temsil ederken, pembe renk daha feminen ve romantik göndermeler yapmaktadır. Yukarıdaki genellemeler logo tasarımında temel kuralları temsil eder. Sofistike tasarımlar, basit mesajları yoğurup, bütünsel imajı ortaya çıkarır. Durağan bir renk ilginç bir formla daha dinamik hale dönüşebilirken, feminen renklerden maskülen tasarımlar ortaya çıkabilir. Renk ve form hakkındaki bu prensipler aynı zamanda tipografi üzerinden de yorumlanabilir. Maskülen bold tipografi güç ve dinamizmi temsil ederken kıvrımlı desenler ve tipografi kadınsı ve çocuksu göndermeler yapmaktadır. Her tasarımcı yukarıdaki kriterlere uygun tasarımlar yapabilir, ancak nitelikli tasarımcılar; renk,şekil ve tipografiye markanın ruhunu üfleyip, çamurdan yaptığı kuşu gerçekten canlandırabilir....

Yüksek rekabet ve satın alma seçeneklerinin çoğalması günümüz piyasasında tüm markaları farklı olmaya zorlamaktadır. Bu farklılıklar sadece dikkat çeken değil aynı zamanda tüketici nezdinde anlamlı da olmalılar. Ruberu’da müşterilerimiz için yaptığımız dijital pazarlama çalışmalarını bir araya getirip müşterilerilerimizle paylaşmanın yeni medya düzeninin bir gereği olduğunu düşünüyoruz. Durum Geleneksel reklam mecralarında özellikle ulusal televizyon ve süreli basılı yayın ilan bedelleri, yerel markaların belini büktüğü için yerel markalar bu zamana kadar belirli alanlara hapsolmuş ve düşük erişimde reklam alanları almak zorundaydılar. Bu da özellikle yerel markaları kısır bir döngüye itti, rekabet güçleri İstanbul’daki rakiplerine göre çok yavaşladı, velhasılı kelam Bursa’dan çıkan iç pazarda güçlü, gerçek anlamda marka iki elin parmaklarını anca geçti. Yaşadığımız dönem tüm dünya ile birlikte Bursa için de çok büyük fırsatlar barındırıyor. 2023 hedeflerine ancak doğru markalandırmayla ulaşabiliriz. Yaşadığımız dönem bu anlamda bir dönüm noktası. Dünyanın en demokratik mecrası internet ise, doğru yönlendirilen markalar için büyük fırsatlar vadediyor. Neden dijital pazarlama? Ölçümleme; dijital pazarlamada ödediğiniz her bir kuruşun nereye harcandığını bilirsiniz. Planlama; dijital pazarlamada hedef kitlenize nokta atışı ile ulaşmanız mümkün, hatta potansiyel bir müşteri yakaladığınızda yakasına yapışıp girdiği farklı farklı sitelerde dahi karşısına çıkabilir satış yapabilirsiniz. Ücretlendirme; markanız doğru yönlendirildiğinde bütçenizi; hem geleneksel mecralara göre, hem de alacağınız amatör hizmetlere göre çok daha efektif kullanabilirsiniz. Peki markalar ne yapmalı? 1) Markalandırma Herşeyden önemlisi markaların kurumsal kimliklerini, marka konumlandırmalarını, hedef kitlesini ve vadettiği değerleri iyi belirlemesi gerekiyor. Bu hazırlıklar konvansiyonel medyayı da kullansanız dijital medyayıda kullansanız farzdır. Zırh giymeden savaşa çıkılmaz. 2) Kullanışlı bir web sitesi ve arama motoru optimizasyonu; Web sitenizin günümüz web standartlarına uygunluğu müşterilerinizin satın alma kararlarını bire bir etkileyecektir. Mobil tasarımıyla birlikte hazırlanmış sade, kullanışlı bir arayüz tasarımı, Google, Yandex, Bing gibi arama motorlarına uygun içerik düzenlemesi ve sitenin tamamlanmasının ardından yapacağınız SEO ayarları markanıza beklediğinizin çok daha üstünde kazanç sağlayabilir. 3) Sosyal Ağlarda Var Olmak Hemen hemen bütün sosyal ağlara üye olmak ve oraya özel içerik üretmek, hem hedef kitlenizi en özel anlarında yakalamak hem de rekabeti sizin faydanıza çevirmek gibi etkilere sahiptir. Sosyal ağlarda var olmak, websitesine sahip olmak kadar önemlidir. Günümüzün önemli sosyal ağları Facebook, Twitter, Instagram, Google+, Vine, Pinterest, Linkedin, Foursquare,Tumblr, Youtube,Vimeo vb ağlarda yer almak ve oralara özel içerik üretmek yükselmek isteyen markalar için farzdır. 4) Reklam satın alması Google, Facebook, Linkedin gibi mecralarda hedef kitlenize direk ulaşabilmekle beraber sadece etki gördüğünüz zaman ücret ödemek gibi avantaja sahibiz. Bununla beraber etkili yerel websitelerine vereceğiniz reklamlar ve oraya özel üreteceğiniz içerikler markanıza çok büyük katkıyı sağlayacaktır. 5) Gelir Ortaklığı Modeli E-Ticaret yapan markalar için affiliate marketing sadece satışta komisyon vermek suretiyle reklam sektörünün az bilinen ama yakın zamanda çok yükselecek bir alt sektörüdür. 6) Fayda Odaklı Pazarlama Fayda Odaklı Pazarlama (utility marketing) Türkiye’de dijital anlamda yeni olan tüketiciye fayda sağlayan hizmetler sağlamak, bu suretle tüketiciyle duygusal, kolay bozulmayacak bir ilişki başlatmaktır. 7) Pazaryerlerine üyelik Müşterilerinize kendi e-ticaret siteniz olmasa bile kurulmuş olan yüzlerce ‘pazaryeri’ (marketplace) web siteleri sayesinde satış yapabilirsiniz. 8)Direk Pazarlama Dijital pazarlamaya başladıktan sonra elinizde bir müşteri datası oluşacaktır zamanla eski müşterilerinize yeni satışlar yapmak için bu yöntem ciddi geri dönüşler sağlamaktadır. Taşların yer değiştirmesiyle markalar için yeni İmkanlar doğmuştur 1) Video reklam yükselecek Ulusal geleneksel medyada yayın ücretlerinin yerel markaların gücünü aşması, yerel markaların ya televizyon reklamı yapmamalarına ya da yerel kanalların komik video reklamlarına mecbur bırakmıştır. Dijital pazarlama artık markaların yaratıcı reklam filmi yapabilmelerine olanak sağlamaktadır. Video prodüksiyon ve post-prodüksiyon ücretleri markaları zorlamayacak, kendi sosyal ağlarından ve düşük bütçeli planlama sayesinde video reklamlarının çok sayıda kişiye ulaşmasını sağlayabilecekler. Şayet çok kaliteli reklam filmi çekerlerse insanlar Facebook, Twitter gibi sosyal ağlardan bu reklamları paylaşacak ve geleneksel medyada ulaşılamayacak erişim rakamlarına çok daha ucuza üretebilecekler. 2) Her şirket bir medyaya dönüşebilir Kendi sosyal ağlarında kaliteli içerikler üreten şirketler tek başlarına bir medyaya dönüşecek kampanyalarını kendi ağlarından binlerce kişiye hiç medya masraf yapmadan ulaştırabileceklerdir. Gerek Bursa’mızın yükselmesi, gerekse ülke olarak 2023 hedeflerimize ulaşmamız için hepimizin çok çalışması gerekmektedir. Ruberu olarak üzerimize düşeni yapmaya hazırız, markalarımıza sağlayacağımız faydaları ülke menfaatine katkı olarak görüyoruz. Halk arasında yeni gelişen yerler için ‘buralar dutluktu’ diye bir tarif vardır . Bu tarifi yakında internet için kullacağız. Yıllardır internet için çok fazla şey yapıldığı halde daha önümüzde gidilecek çok yol, yapılacak çok iş var....